Kategoriler

Prof.Dr. Ulaş Başar Gezgin, ulasbasar@gmail.com
Twitter: ProfUlas

İletişim bir hak mıdır? Yayın yasakları, yandaş medya, yoksayılan, çarpıtılan, uydurulan haberler vb. örnekler düşünüldüğünde iletişimin bir hak olduğu açıkça ortaya çıkacaktır. Tezcan Durna, Mutlu Binark ve Günseli Bayraktutan’ın derleyiciliğinde yayınlanan ‘İletişim Hakı ve Yeni Medya: Tehditler ve Olanaklar’ kitabı (um:ag, 2019), iletişimi bir hak olarak kavramsallaştırmasıyla önemli bir boşluğu doldurmuş oluyor. İletişimi bu biçimde tariflediğimizde, yolumuz, doğal olarak, hak haberciliğine ya da hak temelli gazeteciliğe çıkıyor.

Kitabın derleyicileri, Önsöz’de bu konuda şöyle diyorlar:

“Hak haberciliği, aslında liberal habercilik etiği içerisine işlemiş olan tarafsızlık ilkesini derinden sorgulayan bir pratiktir. Buradaki “tarafsızlık” ilkesi sesini duyuramayanların, ezilenlerin, sesi kısılanların sesini duyurmak yönünde bir taraf olmaya dönüşür. Bu bağlamda düşünülen hak haberciliği pratikleri aynı zamanda sesini duyuramayanların bellekleri olarak değerlendirilebilir. Sesini duyuramayanların kendi belleğini oluşturması da zordur. Zira duyulmayan sesin ne kendi deneyimini ne de başkalarının sesini anımsaması mümkün değildir.” (s.3-4)

 

Ayrıca, kitap, hak temelli iletişimin geleneksel olarak çalışıldığı gazetecilik bağlamını, oldukça yerinde ve incelikli olarak, internet temelli iletişime doğru genişletiyor. İletişim hakkı, örneğin, kişisel verilerimizin, devletler eliyle güvenlik, ve şirketler eliyle kâr ençoklama adına gaspına da uygulanabilir nitelikte. Kitap, Türkiye’de alternatif bilişimin, ve bilişim ve dolayısıyla iletişim hakları eylemciliğinin öncülerinden olan Özgür Uçkan Hoca’ya armağan edilmiş. 2015’te yitirdiğimiz Özgür Hoca için ‘devri daim olsun’ diyoruz.

Kitap, 3 bölüm ve 7’si telif, 6’sı çeviri olmak üzere 13 makaleden oluşuyor. İlk bölümün başlığı, ‘Bir Mücadele Biçimi Olarak İletişim Hakkı: Deneyim, Hatırlatma ve Olasılıklar’ biçiminde. Bu bölümde, Funda Başaran’dan ‘İletişim Hakkı Politik Bir Mücadeledir’, Erkan Saka’dan ‘Hak Odaklı Yeni Medya Çalışmalarında Ümit Veren Alanlar’ ve Nilüfer Timisi’den ‘Dijital Medya, Deneyim ve Tanıklık’ başlıklı çalışmalar yer alıyor. Nilüfer Timisi, konuyu siyasette temsiliyet kriziyle bağlantılı olarak tartışmaya açıyor:
 

“Eğer siyaset kitleleri temsil etmekten uzaklaşmakta, kitle iletişimi de temsil pratikleriyle gerçekliği statükodan yana yeniden üretmekteyse hem modern siyasetin hem medyanın umarsız bir eşitlikçilik iddiasını kolayca eşitsizliğe dönüştürdüğü söylenebilir. Her ikisinin hedefinde yer alan temsiliyet iddiası bazılarının sözlerinin sürekliliğini bazılarının ise görünmezliğini garanti etmeye koşulmaktadır” (s.24).

 

Dijital iletişim konusunda ise şu sonuca varmaktadır:

 

“(...) dijital teknoloji aracılığıyla deneyim ve tanıklık pratiklerinin dönüşmesi, bireyin kendi deneyimini tanıklığa açması gibi temsilin yarattığı anlam kırılmasını ve parçalılığı nispeten gidereceğine ilişkin örnekler, bunun genişleyen bir biçimde kamusal alan ve demokratik katılım gibi imkanlara yol açabileceğini gösterse de bunu garanti etmediği de ortadadır. Kitle iletişimine ve dijital iletişime ilişkin yapısal eşitsizlikler küresel ve yerel yeni görünümleriyle devam etmektedir. Yeniden biçimlenen, çoğullaşan ve daha da görünmez hale gelen otorite / egemenlik biçimleri bireyi ve katılımı belirlemekte, gözetlemekte kendi sisteminin bir parçası haline dönüştürmektedir. Deneyim ve tanıklıklarımız aracılığıyla, eskiden olmadığı kadar sistem tarafından bilinmekte, izlenmekte, giderek artan oranda gönüllü veri sağlayıcıları olarak büyük verinin bir unsuru haline gelmekte, bugünümüze ve geleceğimize ilişkin hakkımızda öngörülerde bulunulabilmektedir. (...)” (s.47).  
 

İkinci bölüm, ‘Yeni Medyayı Hak Odaklı Düşünmek: Türkiye’den Örnekler’ üst adını taşıyor. Bu bölümde, sırasıyla, Özlem Akkaya, Işıl Demir, Bilge Narin ve Sevda Ünal, ve son olarak Canan Dural Tasouji’nin çalışmaları yer alıyor. Bölüm içeriği dikkat çekici: Metin Göktepe, Gaia Dergisi, ‘ünlü fotoğraflarının sızdırılmasındaki etik sorunlar’ ve sosyal medyada Gezi Direnişi paylaşımları gibi konular ele alınmış.

 

‘İletişim Hakkına Yeni Tehditler, Ayrımcılık Biçimleri ve Mücadele İçin Olanaklar’ başlığı altındaki üçüncü bölümde ise, çeşitli çeviri metinlere yer verildiğini görüyoruz. Büyük veri, algoritma etiği, bilişim ve iletişim hukuku, iletişim araçlarının hak arama mücadeleleriyle ilişkisi gibi konularda yurtdışından uzmanların yaptıkları çalışmalar çevrilerek Türkçe okurların ilgisine sunulmuş.

 

Kitapta yazılanlar üzerinden konuyu yeniden düşündüğümüzde, iletişim hakkının ve hak temelli iletişimin, ilk dönemde, ağırlıklı olarak gazetecilik ekseninde olduğunu, Arap Ayaklanmaları’nın büyük heyecan uyandırdığı yıllarla birlikte dijital gazetecilik ve sonrasında yurttaş gazeteciliği kavramsallaştırmalarının öne çıktığını görüyoruz. Sonrasında yaygın sosyal medya kullanımı ve büyük veri tartışmaları dolayısıyla, veri gazeteciliği dalgasıyla tanışıyoruz. Okuryazarlık araştırmaları da buna koşut olarak ilerliyor: Medya okuryazarlığı programları, önceki yıllarda dijital okuryazarlığa ve sosyal medya okuryazarlığına evrilirken, artık veri okuryazarlığını konuşmaktayız.

 

Kitapta da tartışıldığı gibi, büyük veri ve algoritmalar, iyi kullanımlara olduğu kadar kötü kullanımlara da açık. Tam da bu nedenle, veri ve onun bilimi ile komşu bilgi ve uygulama alanları, haklar ve etik bağlamı olmaksızın, iyimser bir teknoloji hayranlığının eşliğinde, kötüye kullanıma çok daha açık duruma getirilmiş oluyor. Bu açıdan, büyük veri, toplumsal bilinçle haklar ve özgürlükler ekseninde donatılarak ayrımcılıkla mücadele edip demokratikleşmenin bir aracına da dönüşebilir; varolan ayrımcılıkları çok daha kötüleştirebilir de… Yurttaş girişimlerinin yokluğunda ve/ya da zayıflığında, devletlerin ve şirketlerin yurttaş-tüketici-kullanıcı karşısındaki orantısız gücü nedeniyle, kötücül senaryoların büyük veri aracılığıyla derinleşmesi olasılığı çok daha yüksek. Kitap, bu tartışmaları yalnızca eleştiri düzeyinde bırakmayarak, hak arama mücadelelerine de bağlıyor. Kitaptaki son metin, Gülüm Şener’in çevirisiyle İnternet Sosyal Forumu’nun ‘İnternetin Geleceği, Sosyal Adalet Hareketlerine Neden İhtiyaç Duyuyor?’ başlıklı bildirisi...

‘İletişim Hakkı ve Yeni Medya: Tehditler ve Olanaklar’ kitabı, iletişime haklar ve özgürlükler temelli ve ötekileri de gözeten bir açıdan bakanlar için önerilir. Derli toplu, aydınlatıcı bir kaynak...